Tasavvuf Düşmanı İftirasına Cevap

0
55

Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin tasavvufa bakışı nedir? Alparslan Kuytul Hocaefendi tasavvufçu mu veya tasavvuf düşmanı mı? Alparslan Kuytul Hocaefendi tarikatçı mı? İşte tüm bu iddialar hakkında ayrıntılı bilgi:

Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin Tasavvuf Hakkındaki Görüşleri

Tasavvuf bir ilim dalıdır, tıpkı Tefsir, Hadis, Fıkıh gibi. Nasıl ki helalleri ve haramları Fıkıh ilminden, inanç esaslarımızı Akaid ilminden öğreniyorsak, nefsi terbiyeyi Marifetullah’ı, Muhabbetullah’ı da Tasavvuf’tan öğreniyoruz.

Tasavvuf ana hatlarıyla nefsi tezkiye (yani terbiye) etmeyi, nefsi temizlemeyi ele alan, insanı nafile ibadetlere alıştırmak isteyen ve insanı yükseltmek isteyen ve bunun yollarını öğreten, takvalı olmaya özendiren bir ilim dalıdır. Bazı insanlar nefsin nasıl terbiye edileceğinin yollarını öğrenmişler, bununla ilgili ayetleri, hadisleri derin derin incelemişler, kendileri de bunları tatbik ederek, bizlerin istifadesine sunmuşlardır. Allah onlardan razı olsun. Bunda bir sorun yok.

Eskiden bu ilme Takva veya Zühd denirdi, daha sonra ise Tasavvuf denilmiştir. Tasavvuf, “Suf” kökünden gelir. “Suf”, Arapça’da yün demektir. Eskiden bu yola girenler, suftan yapılan elbiseler giyerlermiş, yani yün elbiseler, o yüzden bunlara “Sufi”, o ilme ise Tasavvuf denilmiştir.

Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hayatında da tasavvuf vardı. O, Rabbini çokça zikreden, nafile namazlar kılan, nafile oruç tutan biriydi. Tasavvuf Kur’an’ın dediğini söyler. Kur’an-ı Kerim: “Allah’ı çokça zikredin”1 buyurur, Tasavvuf da zaten bunun için vardır.

Tasavvuf bir vitamindir. Bizim takvaya ihtiyacımız var, zühde ihtiyacımız var, marifetullaha ihtiyacımız var, nefsimizi terbiye etmeye ihtiyacımız var. Bize bunun yollarını tasavvuf göstermezse hangi ilim dalı gösterecek? Güzel ahlakı ne Fıkıh ne Akaid ne de Tefsir detaylı olarak anlatır. Tefsir bu konulara kısaca değinir ve geçer. Dolayısıyla bu konuları etraflıca elen tek milim dalı Tasavvuf’tur.

Tasavvuf Nedir?

Tasavvuf nedir? Cihada hazırlıktır. Müslüman tasavvufi bir eğitimden geçer, İslam ahlakını öğrenir, takva sahibi olur, Allah Azze ve Celle’yi zikreder ve böylece benzin alır. Arabanıza neden benzini alırsınız? Kullanmak için. İşte tıpkı onun gibi Allah Azze ve Celle yolunda kullanmak için benzin almak lazım. Yoksa benzin biter. Tasavvuf, insana bu yolda sûlûk etmesi için gereken benzini temin eder.

Sahih tasavvuf doğrudur ve güzeldir. Ama zamanla bunun içerisine hurafeler karışmıştır. Onlar tabi ki ayıklanmalıdır. Toptancı olmamalıyız. Her şeyi kabul etmeyi ya da her şeyi reddetmeyi bırakmalıyız. “Benim şeyhim her yeri görüyor, herkesin kalbinden geçeni biliyor” diyen cahil bir adama kızıp da tasavvufu inkâr etmek elbette ki doğru olmaz. Bite kızıp yorgan yakılmaz. O onun cehaletidir. Şeyhini Allah Azze ve Celle makamına çıkartıyor –Hâşâ!-

Tasavvuf zamanla öyle bir hale geldi ki, tasavvuf için tasavvuf durumuna dönüştü. Sadece zikir için toplanılmaya ve başka hiçbir meseleyle ilgilenilmemeye dönüştü. Oysa millet sadece bununla mı kurtulacak? Bu gençliği yalnızca zikre davet ederseniz kurtulur mu? Şu memleketin sorunları sadece bununla hallolur mu? Bunlara kızıp da tasavvufu da inkâr etmeye gerek yok. Sahih olan doğru olan tasavvufu kabul ederiz.

Tarikat Nedir?

Tarikata gelince o, tasavvufun içerisinde bir ekoldür. Nasıl ki fıkıh ilmi içerisinde ekoller vardır; Hanefi, Şafi gibi… Aynı şekilde tasavvufun da içinde ekoller vardır; Nakşî, Kadiri, Mevlevi, Şazeli gibi… Bunda bir mahzur yok. Ancak, zaman bunu zamanı mıdır? Hayır. Zaman cemaat zamanıdır, tarikat zamanı değildir. Tasavvufun güzellikleri elbette bizde olmalı. Allah Azze ve Celle’yi zikretmeliyiz, nafile oruçlar tutmalıyız, Kur’an okumalıyız, teheccüd namazı, duha namazı kılmalıyız. Çünkü bizim vitamine ihtiyacımız var. Bu yolda gece gündüz koşturabilmek, vitamin almadan mümkün değil. Ama bunu tarikat ile yapmak şart değildir. Neden zaman tarikat zamanı değildir, cemaat zamanıdır diyorum? Bakın tarihe, tarikatlar hangi ortamda doğmuş? İslam Devleti’nin, İslam Medeniyeti’nin, âlimlerin, İslam ordularının var olduğu bir dönemde doğmuştur. Yani tarikat İslam Medeniyeti içerisinde zuhur etmiştir. Her şey var olduğu için, bir kısım âlimler bu yolu tercih etmişler, insanların nefsini terbiye etmeye çalışmışlardır. Şimdi ise İslam Medeniyeti yok, Batı Medeniyeti var. Evvela İslam Medeniyeti’ni kuralım, zaten onun içerisinde tarikatlar da olacaktır.

Tarikatlar cemaatler gibi büyük çaplı faaliyetler yapmaz. Ortaokuldan talebesinde üniversite talebesine, kadınından, erkeğine, medrese çalışmalarından, eğitim çalışmalarına vs. bunları ancak cemaat yapar, tarikat yapamaz. Ayrıca hangi tarikat cemaat gibi teşkilatlanmıştır? Tarikatta bir tane şeyh olur, herkes gider onu elini öper o kadar, cemaat ise binlerce aydın âlim vasfına haiz hocalar yetiştirir. Milletin buna ihtiyacı var. Aydın âlimler yetiştirmeden bir yere varmak mümkün değil ve tarikat bu alana girmemektedir. Zaman, cemaat zamanı ama öyle bir cemaat ki, onda tarikatta güzel olan her şey;  Allah Azze ve Celle’yi zikir, takva sahibi olmak, marifetullaha, muhabetullaha ulaşmak olmalı hatta tarikatta olmayan birçok şey de olmalıdır. Cemaat bir üniversite, tarikat bir bölüm gibidir. Bize üniversite lazımdır. Bu milletin kurtuluşu, Ümmet-i Muhammed’in kurtuluşu bununla mümkündür.1,2

Soru: Sizin hakkınızda tasavvuf düşmanı gibi şeyler söyleniyor. Ne söylemek istersiniz?

“İnternete, sitemize girin-bakın!  Yıllar önce 20-30 saat tasavvuf dersi yapmıştım. Tasavvufun gerekliliğini anlatmıştım. Sahih tasavvufun, Kur’an ve sünnete uygun olan tasavvufun bir benzin olduğunu, gıda olduğunu, gerekli olduğunu saatlerce anlatmıştım.

Tasavvufa karşı olduğumu söyleyen adama ‘tasavvufu tarif et’ deseler tarif edemez. Tasavvuf hakkında 5 dakika konuş deseler 3 dakika konuşamaz. Ben 30 saat tasavvuf dersi yaptığım halde, bana tasavvuf düşmanı diyor. Ben ne diyeyim?

Ama kendisini tasavvufçu olarak isimlendiren bazı çevrelerde; diyelim ki şeyhini adeta ilahlaştıranlar var. “Benim şeyhim her tarafı görür, her şeyi bilir, senin şu anda ne yaptığını biliyor” diyenler var.  Her tarafı gören, her şeyi duyan Allah’tır. Bu sıfat Allah’ın sıfatıdır. Bu tasavvuf değil sapıklıktır. Ben bunu reddediyorum, adam ‘tasavvufu reddetti’ diyor. Ben tasavvufu değil o sapık görüşü reddettim. Bazıları diyor ki; ‘Allah ete kemiğe büründü, benim şeyhim olarak göründü’. Şimdi bunu hangi Müslüman kabul eder? Bunun gibi… Yoksa tasavvufun doğrusunu niye reddedelim? Tasavvuf benzindir, bu benzine ihtiyacımız var. Biz dinin helallerini, haramlarını Fıkıh İlminden; İnanç esaslarını Akaid İlminden öğreniyoruz. Peki, marifetullahı, muhabbetullahı, güzel ahlâkı, nefsi terbiyeyi nerden öğreneceğiz? Nefsin derecelerini, o derecelerde yükselmeyi, bunun usullerini, yöntemlerini hangi ilim dalı bize öğretecek? Buna da bir ilim dalı gerekmez mi? İşte bu da Tasavvuf’tur. Ben bunu kaç defa anlattım. İnadına böyle söylüyorlar. Ben böyle konuşanların bazılarının artık iyi niyetli olduklarına inanmıyorum. Allah’a hesabını verecekler.”

http://www.tvfurkan.com/bursada-sizin-hakkinizda-sia-sempatizani-ve-tasavvuf-dusmani-gibi-seyler-soyleniyor-ne-soylemek-istersiniz_73d85a7c9.html   -30 Mayıs 2015-

Hocamızın Cübbeli Ahmed Hoca Hakkında Sorulan Soruya Verdiği Cevap:

“…Birileri Cübbeli Ahmet Hoca’ya benim ona ‘kâfir’ dediğimi söylemiş. O da; ‘Bana kâfir diyorsa, kendisi kâfir oldu’ diyerek bana ‘kâfir’ dedi. Hâlbuki ben ona ‘kâfir’ demedim, hayatta böyle bir şey ağzımdan çıkmış değil. O anlamadan, araştırmadan hemen böyle konuştu. Fakat o bana kâfir demiş olsa bile ben ona, onun bana yaptığını yapmayacağım.”

http://www.tvfurkan.com/cubbeli-ahmet-hoca-ile-ilgili-medyada-cikan-haberleri-nasil-degerlendiriyorsunuz-bu-haberler-muslumanlara-ve-islama-zarar-vermek-icin-mi-yapiliyor-buna-karsi-tavrimiz-ne-olmali_136fac74c.html

-2 Ocak 2012-

“…Bir söze küfürdür demek; böyle konuşan kâfirdir demek değildir. Çünkü olabilir ki başka bir şey kastetmiştir.”

http://www.tvfurkan.com/istanbulda-konferans-afislerimize-ve-el-ilani-dagitan-kardeslerimize-yapilan-saldirilari-nasil-degerlendiriyorsunuz_d61a36295.html

Bu cevaplara ilaveten; Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi, yıllardır Tasavvuf Dersi yapmaktadır. Furkan Vakfı ve Derneklerinde de hatta internet sitesinde daima gerçek tasavvuf anlatılmaktadır.

Öncelikle tarikatlarda olması gereken itikâf sünnetini, Türkiye’de ihya eden yine Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin öncülüğünde Furkan Vakfı’dır. 10 yılı aşkın bir süredir, Muhterem Hocamız başta olmak üzere tüm kardeşlerimiz camilerde (bayanlar evlerde) itikâfa girerek maneviyatlarını kuvvetlendirmeye ve orada vakitlerini dua, zikir, Kur’an okuma, tevbe ve tefekkür ile geçirmek için gayret etmektedirler.

Vakfımız tarafından kendi maneviyatlarını kontrol etmelerini sağlama amacıyla tüm kardeşlerimize verilen maneviyat muhasebe tablosu bulunmaktadır.

Vakfımız bünyesinde gerçekleştirilen ilmi programlara dâhil edilen; Kur’an Sertifikası, Sabah akşam virdleri, Pazartesi – Perşembe oruçları, Duha, Evvabin ve Teheccüd gibi nafile namazların kılınması da bu konuya ne kadar önem verildiğinin delillerindendir. Bu uygulamalara tüm Furkan talebeleri şahittir.

Ayrıca merak ettiğiniz diğer konular için www.furkanvakfi.net adresindeki Soru-Cevap arşivine başvurabilirsiniz.

Allah’a Emanet Olunuz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here