Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin Cezaevindeyken Ümmet Adına En Çok Korktuğu Şey

1

Bu yazı muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin cezaevinden göndermiş olduğu 01.04.2018 tarihli mektubundan alıntıdır.

Hocaefendi mektubunda kaleme almış olduğu bu bölümde dinimiz, ümmetimiz, ülkemiz, Müslüman kardeşleri ve kendi adına duymuş olduğu endişelerden bahsetmektedir. Bahsedilen konu ile ilgili bölüm mektupta şu şekilde geçmektedir:

 Dinim adına en çok korktuğum husus İslam’ın laikleştirilmesi,

Ümmetimiz adına en çok korktuğum husus Müslümanların laikleştirilmesi ve diktatör sistemlerin devam etmesi,

Memleketim adına en çok korktuğum husus herkesin susması, susturulması. Çünkü haksızlıklar ve günahlar karşısında susan toplumlar Allah’ın azabına uğrar.

Arkadaşlarım adına en çok korktuğum husus bazılarının bir gün güneşin doğacağını ve baharın geleceğini unutup ümitsizleşmesi, bazılarının korkup geri durması veya tembelleşmesi…

Bana gelince kendi adıma korktuğum bir şey yok. Çünkü ömrüm boyunca ne terörist oldum ne de terör örgütlerinin propagandasını yaptım. Biz yeni bir dava uydurmadık, peygamberlerin davasını omuzladık. Yeni bir metod uydurmadık, peygamberlerin metodunu uyguladık. Davamız hak, metodumuz hak ve alnımız ak.

‘Kendi adıma korktuğum bir şey yok’ dedim ama aslında bir şey var. O da ben cezaevindeyken annemin ölmesi! Sabahın 5 buçuğunda beni evden aldıklarında annemi göremedim, elini öpemedim, vedalaşamadım. Bu yaşıma kadar annemden hiç ayrılmadım. Evin en küçüğü ben olunca hep annemle yaşadım. Yani 10 çocuğun içinde annemin en çok bende emeği var. İşte şimdi 53 yıllık beraberlikten sonra ben yanında değilken ölebileceğini düşünmek beni çok ağlatıyor.

Son günlerinde yanında olup ona abdest aldıramamak, namaz kıldıramamak, son günlerinde ona Kelime-i Şehadet’in manasını hatırlatamamak, son anında Kelime-i Şehadet’i söyletememek, doyasıya elini yüzünü öpememek, başımı dizine koyamamak, helallik alamamak, son yolculuğuna uğurlayamamak, tabutunu taşıyamamak, mezara koyamamak, mezarının başında durup ‘Rabbim, annemi Sana emanet ediyorum, onu bağışla, ne olur onu güzel karşıla’ diyememek, bütün bunların her an olma ihtimali beni çok korkutuyor, zindanı bana zindan ediyor, kendime hâkim olamıyorum gözümden yaşlar boşanıyor.

Bu duygular size fazla gelebilir. Tek başına bir zindanda olunca bütün duygular çok ağırlaşıyor. Bir cismin Dünya’daki ağırlığı ile Ay’daki ağırlığının aynı olmaması gibi bir şey bu.

Neyse ki içimdeki fırtınaları bilen Rabbim beni rahatlatmak için bana iki rüya gösterdi. Birincisinde yatmadan evvel ‘Ya Rabbi bana müjdeli bir sadıka rüya göster’ diye dua ederek yatmıştım. Rüyamda hapishaneden çıkmış ve eve gelmiştim, annem yaşıyordu, onunla konuşuyordum. İkinciyi rüyamda ise yine buradan çıkmış eve gelmiştim, annem yaşıyordu ve anneme sütle abdest aldırıyordum. İnşallah rüyalar sadıkadır. Bu hususta çok dua ettim. Allah Azze ve Celle elbette duaları işitendir. Bu duygularımı sizinle paylaştım çünkü biz bir aileyiz. “

 Mektubun tamamını okumak için;

Zindandan Mektup Var!

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here